Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Anadolu Ajansı Editör Masası’na Konuk Oldu

10.5.12

Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Anadolu Ajansı Editör Masası'nda, AA'nın yurt dışı temsilcileri, bölge müdürleriyle Ankara'da görev yapan birim editörlerinin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı.

2-B’lerin Satışından Elde Edilecek Gelirin Kullanılacağı Yerler

''2B arazilerinin satışından elde edilen gelirin nasıl değerlendirileceğinin'' sorulması üzerine Prof. Dr. Veysel Eroğlu, bunu tamamen millete hizmet olarak kullanacaklarını söyledi.

Gelen paraların önce yüzde 3'ünü ayırarak bunu Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait tarihi eserlerin restorasyonunda kullanacaklarını ifade eden Prof. Dr. Eroğlu, şöyle devam etti:

''Çünkü onların bir hakkı varmış, söylediler. Hakikaten ben de baktım, hakları var. Hatta Maliye ile Vakıflar arasında bir ihtilaf oldu, Vakıflar yüzde 5 istedi. Maliye yüzde 1 vermek istedi. Ben de arabulucu olarak yüzde 3 ile işi bağladım. Geri kalanın ise yüzde 10'undan az olmamak üzere, ağaçlandırma ve aynı zamanda orman köylülerine yardım maksadıyla kullanılacak. Bundan sonra arta kalan miktar ise yani en fazla ne olabilir? Yüzde 3 düştükten sonra yüzde 97, en fazla 90'ı ise afet, kentsel dönüşüm için kullanılacak.''

Bunun çok önemli olduğunu belirten Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, neticede devletin bu kaynağı başka maksatla kullanmadığını, tamamen vatandaşın istifadesine sunduğunu söyledi.

3 Çeşit Ödeme Şekli

2B müracaatlarının başladığını hatırlatan Prof. Dr. Eroğlu, hak sahiplerinin belli olduğunu, Maliye Bakanlığınca da rayiç bedellerin de tespit edildiğini söyledi.

Rayiç bedel ile satış bedelinin birbirinden farklı olduğuna işaret eden Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, şöyle devam etti:

''Burada tabiki devletin de kusuru olmuş, biz Allah'a şükür hiçbir karış toprağı işgal ettirmedik. Ama bu eskiden olmuş, çok eskiden ta 1955,1960, 1965, 1980'e kadar olan. Tarih de belli 31 Aralık 1981 tarihine kadar orman vasfını kaybetmiş.. Bu alanlarda şehirler, kasabalar, köyler, OSB'ler kurulmuş. Bunlar tamamen ormanlık alanda kurulmuş dolayısıyla devletin de burada kusuru var. Dolayısıyla denildi ki satış bedeli, rayiç bedelin yüzde 70'i olsun. Yüzde 30 devlet kusurlu.. Bir de peşin ödenmesini teşvik maksadıyla tamamını peşin öderse yüzde 20 iskonto yapılacak. Dolayısıyla yüzde 56'sını ödeyen mülke sahip olacak''

2B kapsamında arazisi olan bir vatandaşın hangi adımları takip edeceğinin sorulması üzerine Prof. Dr. Veysel Eroğlu, hak sahibinin öncelikle defterdarlıklara, Maliye Bakanlığının ilgili birimlerine müracaat etmesi gerektiğini, müracaat için de bir süre bulunduğunu söyledi.

Müracaat için belli bir miktar para yatırıldığını anlatan Prof. Dr. Eroğlu, daha sonra da hak sahibinin ödeme konusunda bir tercih yapması gerektiğini belirtti.

Hak sahibinin peşin ödemeyi kabul edebileceği gibi, yarısını peşin ödeyip yarısını taksitle ödemeyi ya da yüzde 10'unu peşin ödeyip kalanını taksitle ödemeyi tercih edebileceğini bildiren Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, ''peşin ödeyecekseniz rayiç bedel 100 lira ise, 56 lira verip tapusunu alıyorsunuz. İkinci seçenek olarak ilk yarısını ödeyerek kalanını taksitle ödeyeceğim diyebilirsiniz. O zaman 100 lirada yüzde 10 ilave tenzilat yapıyoruz, kalanını eşit taksitlerde belediye mücavir alanlarında, 3 yılda 6 ayda bir eşit olmak üzere diğer kırsal alanda 4 yılda 6 ay eşit olmak üzere olmak üzere faizsiz şekilde ödüyorsunuz. Üçüncüsü de ben taksitle alacağım diyebilirsiniz. Yüzde 10'unu yatırıyorsunuz, tabi yine yüzde 70 rayiç bedeli kalanını üç yıl süreyle 6 ayda bir eşit taksitlerle gecikme cezası alınmadan ödüyorsunuz.''

Kendilerinin sadece arazinin satışını yaptıklarını, arazinin üstündeki yapılara dokunmadıklarını belirten Prof. Dr. Veysel Eroğlu, orada İmar Kanunu'nun devreye girdiğini söyledi.

2B Arazilerinden Beklenen Gelir

Şu an 2B’den elde edilecek geliri tam hesap etmenin mümkün olmadığını, tam envanterin çıkmadığını söyleyen Prof. Dr. Eroğlu, ''Dün toplantıdaydım, arkadaşlar çok ısrar etti dedim bu şu anda belli değil ama 15-20 milyar tahmin ediyorum dedim. Bu bir tahmindir 25 milyar da olur 15 milyar da olur onu bilemem ama bu mertebede olduğunu tahmin ediyorum''

Tebdil-i Kıyafetle Hasankeyf'e Gittim

''Bir gazetedeki haberde, Hasankeyf gibi tarihi kültürel değerleri olan yerlerde yapılacak barajlar için Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu uygun bulmasa da baraj yapımının gerçekleştirilebileceği ileri sürülüyor. Tarihi kültürel eserlerin yer aldığı bölgelerle ilgili tartışma geçmişten beri sürüyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?'' sorusu üzerine Prof. Dr. Veysel Eroğlu, devletin, bütün kurumlardan görüş alarak ve bütün araştırmaları yaparak bir karar verdiğini, Ilısu Barajı'nın şu anda verilmiş bir karar olmadığını söyledi.

Bu barajın çalışmalarının 1970 yılında başladığını ifade eden Prof. Dr. Eroğlu, ''Hatta ben geldiğim zaman arkeolojik kazılarla alakalı ODTÜ ile bir anlaşma vardı, onun parasını ödüyorduk. Daha sonra Kamu İhale Kanunu çıkınca, protokolle Kültür ve Turizm Bakanlığı'na aktardık. En azından ben geldiğim zaman kucağımda buldum Ilısu Barajı'nı'' dedi.

Kendisinin araştırmadan karar vermediğini ve ilk DSİ Genel Müdürü olduğunda tebdil-i kıyafetle Hasankeyf'e gittiğini anlatan Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, vatandaşlarla konuşarak durumu öğrendiğini ve bölgedeki eserleri teker teker gezdiğini belirtti.

''Hasankeyf'i Gördükten Sonra Bende Gönül Bağı Oluştu''

Bu bölgenin Artuklu Türklerinin mekanı olduğuna işaret eden Prof. Dr. Veysel Eroğlu, şunları kaydetti:

''Tarihi bir yer. Hasankeyf'i gördükten sonra bende bir gönül bağı oluştu. Orada Artuklu Köprüsü'nün taşlarını sökmüşler, gecekondu yapımında kullanmışlar. Kale kapısı dediğimiz şey neredeyse yıkılmak üzere. Zeynel Bey Türbesi'ne tekme atsak çökecek durumda. Yani tarihi eserlerin tamamını harap etmişler. Turistlere baktık, turist falan yok, yılda 15-20 turist geliyor. Karar verdim, dedim ki: Burayı, gerçekten buranın en güzel ilçesi yapalım.''

Bunun için 3 yıl uğraştığını, bütün kurum kuruluşlarla görüştüğünü dile getiren Prof. Dr. Eroğlu, şöyle devam etti:

''Önce dediler ki: Hasankeyf'i başka yere taşıyacaklar; bu insanları göçe zorlayacaklar. Hemen Hasankeyf'in yanında, yamaçta muhteşem bir alanı seçtik, orada bir göl oluştuktan sonra bir tarihi yarımada, İstanbul'a benzer bir yarımada, orayı da kültürel park alanı ilan ettik. Bütün resmi daireler şu anda yapılıyor. Ayrıca tarihi yarımada dediğimiz alana açık müze yapılacak. Bir de sadece 8 eser su altında kalıyor. Onlarla alakalı da 'Ne istiyorsunuz, bunu taşıyabiliriz. Muazzam teknikler var, biraz yukarı taşıyacağız. İkincisi, istiyorsanız orada muhafaza ederiz. Su altı arkeolojisi çok gelişiyor, para getiriyor' diye sorduk. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın koruma kurulları bundan çok memnun oldu. Bütün arkeolojik kazıları bitiriyoruz. İlk defa, proje başlamadan arkeolojik kazı ve tarihi eserlerin kurtarılmasına yöneldik. Tabii ki Üst Kurul, daha çok unsurlara dikkat eden, karar veren bir kurum. O bakımdan Üst Kurul'a alındı. Üst Kurul'a alınması demek bu işleri savsaklayacak ya da bu işleri tahrip edecek manasında değil. Daha ciddi şekilde, daha bilimsel verilere dayanır şekilde bizden talep ediyor. Nitekim Zeynel Bey Türbesi'nin 200-300 metre ileride aynı yamaca taşınması talimatı verildi. Tarihi eserleri kesinlikle koruyoruz. Üstelik Hasankeyf'in yeniden doğuşu, tarihi eserlerin kurtarılması için Ilısu Barajı bir şanstır. Ilısu Barajı olmazsa kimsenin Hasankeyf'i hatırladığı falan yoktu. Arkeolojik kazıları hiç kimsenin hatırladığı yoktu. Tunus'tan sonra dünyada en büyük mozaik müzesi Gaziantep'te.  Bu baraj sayesinde çıktı. Ilısu'daki toprak altında kalan bütün eserler, baraj sayesinde ortaya çıktı.''

HES'lerle İlgili Tepkiler

''Bazı kesimlerden HES'lere gelen tepkileri nasıl değerlendirdiği'' sorulan Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, tepkilerin bir kısmının samimi, bir kısmının da kasıtlı olduğunu söyledi.

Türkiye'de enerjide büyük bir pasta ve bu pastadan pay alanlar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Veysel Eroğlu, ''HES'ler devreye girdikçe bunların payı azalıyor. Dolayısıyla bir kere bu konuda lobi var. İkincisi, Türkiye enerjide dışa bağımlı. Toplam enerjimizin yüzde 73'ünü ithal ediyoruz ve bunun için yaklaşık 45-50 milyar dolar, belki petrol fiyatlarına bağlı olarak daha da artacak, döviz ödüyoruz'' dedi.

Türkiye'nin cari açığının bir kısmının da buradan kaynaklandığına işaret eden Prof. Dr. Eroğlu, şöyle dedi:

''HES'ler elektriğin sigortasıdır. Dünyada elektrik enerji ihtiyacı yüzde 2 nispetinde artarken, Türkiye'de yüzde 50 nispetinde artıyor, büyümeden dolayı. Geçen sene mesela 229 milyar kilovatsaat elektrik tükettik. Peki bunun yüzde kaçı doğalgaz? Yüzde 55-60'ı doğalgaz, dışarıdan ithal ediyoruz. Bir kilovatsaat elektrik için doğalgaza ödediğimiz para 15 kuruş.''

HES'lerin çok faydalı olduğunu vurgulayan Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, şöyle konuştu:

''Neden sıkıntı oluyor? Geçmişte DSİ bunları yavaş yavaş, kaplumbağa hızıyla yapıyormuş. 50 yılda potansiyelin yüzde 20'sini bile yakalayamamış. Şu anda 180 milyar kilovatsaatlik ekonomik potansiyelimiz var. Ben geldiğimde, 2003 yılında ancak 26 milyar kilovatsaat HES'lerden karşılanıyordu. Baktık ki bu tablo çok saçma bir tablo. Bunun üzerine DSİ'yi hızlandırdık, özel sektörü devreye soktuk. Zaten bundan sonra başladı. Yıldırım hızıyla HES'ler inşa edilmeye başlanınca iki tür tepki ortaya çıktı. Ancak en büyük tepki neredeydi? Solaklı Vadisi'nde, Trabzon'da. Orada çok HES var. Bunun üzerine arkadaşları gönderdim, Solaklı Vadisi'nin mevcut durumunu çektik, HES'lerden önceki durumu. Elimizdeki kayıtlarda var. Trabzonlular, Rizeliler biliyor. HES'lerden sonra şimdi biz orada muazzam bir vadi çalışmasına başladık.”

HES'ler tabiata zarar vermediğini, dereleri kurutmadığını, suyu tüketmediğini belirten Prof. Dr. Veysel Eroğlu, ''HES'lere karşı yanlış bir kanaat var, bu da vatandaşı tahrik ediyor. 'Dere kuruyacak' diye bir şey yok, dere kurumaz. Deniliyor ki 'Firmalar bunu alıyor, size suyu parayla satacak'. Suyu kullanma hakkı yok, sadece suyun gücünden istifade ediyor. Bir litre suyu alıp satma şansları yok. 'HES'lerden çıkan su zehirli, sizin çay bahçenizi kurutacak'. Bu da kuyruklu yalan, çünkü su HES'lerden tertemiz, oksijeni bol çıkıyor. Bunların hepsi yalan'' dedi.

Fenerbahçe-Galatasaray Derbisi

Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’na, haftasonu oynanacak, şampiyonluk düğümünün çözüleceği Fenerbahçe-Galatasaray derbisini kimin kazanacağına ilişkin tahmini de soruldu.

Prof. Dr. Veysel Eroğlu, ''Geçen gün arkadaşlar sordular. Ben 'Fenerbahçe kazanacak' dedim. Fenerbahçe kazandı biliyorsunuz. Şimdi derbide de tabii siyasi bir cevap olarak diyoruz ki 'İyi olan kimse o kazansın'. Siyasi cevap istiyorsan iyi olan taraf kazansın, yok şahsi cevap istiyorsan Fenerbahçe kazansın'' diye konuştu.

10.05.2012